"Gün aydındır, gece de gece." diye başlayarak gözlerime bir aşk perdesi indirdi hemencecik. Okudukça, sizi bambaşka bir Türkçe ile karşılıyor. Hatta, bir süre sonra, "rengi, ahengi ben ne sanıyormuşum acaba?" diye sordurtuyor size. Binlerce farklı imgenin tek tek tadını almanızı sağlıyor.
Çizimler ise size bir hayli zaman harcatıyor. Sarhoş ediyor, başka bir yerde uyanma etkisi veriyor. Birden kendinizi kitaptaki çizimlerden birine bakarken, şehrin garip bir köşesinde buluyorsunuz. Bazen kelimelerden oluşan dönerek düşen bir yaprak, gerçek yapraklara taş çıkarıyor. Ya da, "GEBEGİBİDİR / GİBİDEGEBE" okur, okur, okur düşünedurursunuz.
Bazı mısralar da hayatınıza göz kırpar gökyüzbin kere. Bazen de güldürür: "HIYARARŞİ / Hıyar diyorum / Yoo, ben turşuyum diyor."
Bazen de uğraşır, uğraşır doğru imajları bulamazsanız, canlandıramazsınız bir şey, ama yine de keyif verir. "Ruhumtırak bir kedi geçti yanımdan / Ardından da kapkara bir erkek..." İlerinin çoook, ilerinin dünyasından Türkçe'ye derin bir bakış. Modern şiire renk katmak böyle bir şey heralde.
Kimlere ilham vermez ki böyle şiirler, kimleri bu dünyadan alıp götürmez ki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder