Osho, doğu felsefesinin en farklı, en saldırgan, aynı zamanda da, en sakin ustası. Aslında eline bir kez bile kitap yazma amacıyla kalem almamıştır, fakat her daim etrafında söylediklerini basmak için can atan binlerce dinleyicisi olmuştur. Bu dinleyiciler bazen bir şeyleri aramak için orada olmuşlar, bazen de bir şeye inanma ihtiyacı içinde oldukları için orada olmuşlardır. Fakat sonunda, bambaşka deneyimlerle, bambaşka düşüncelerle ayrılmışlardır. İstisnasız. Çünkü, Osho serseridir. Sözlerin, kelimelerin, hikayelerin serserisidir. Ama hiçbir zaman felsefenin, dinin, inancın, doktrinin değil. Zaten onların serserisi mi olur? Onlara kendini bırakabilir misin? Onlarla rahata erebilir misin, çok zor. Bu serseri durmuyor, hayatımızda ne varsa saldırıyor. Ama hiçbirini parçalamıyor, bize parçalattırıyor. Sayfalar geçiyor, okuyorsunuz ve herhangi biri olmaktan çıkıyorsunuz.
Martıları Seven Adam ise etkileyici kısa hikayeler ve onların açıklamalarından oluşan kitap. Osho, felsefenin insanlara sunamayacağı gerçekleri sunuyor bu hikayelerle. Ufacık bir cümleyi size sayfalarca anlatıyor. Öyle ağır bir dil, yorucu bir üslupla da değil. Gayet basit, gayet akıcı, gayet net. Her ne kadar iğrenç, evet iğrenç, bir çevirisi de olsa, binlerce imla hatası da olsa, sabrettim ve okudum. Çünkü hikayeden daha neler çıkabileceğini durmadan merak ediyordum. Sabrettiğime hiç de pişman olmadım, her paragrafın sonunda giderek daha çok şey öğrendim.
İşin garip tarafı, bu kitaptan, Osho'dan, bir şey beklememeniz gerekiyor. Bir şey istememeniz gerekiyor. Ne öğreneceğim, ne işime yarayacak, kullanacak mıyım bunları düşünmemeniz gerekiyor. O an orada olmanız gerekiyor sadece. Daha fazla bir şeye asla. Daha fazla çaba, manevi düşünceler, maddi istekler, arzular, arayış hepsini bir kenara bırakmanız gerekiyor. Zaten yaşamış olduğunuz geçmişi, henüz gelmemiş geleceği bir kenara bırakıp bugünde var olmalısınız. Çünkü Şimdi'nin zamanda yeri yoktur. Şimdi sonsuzluğun günümüz dünyasıyla boyutsuz bir çakışmasıdır.
Gelelim Zen'e. Osho, Yunan Zorba ve Buddha Zorba diye iki şey koyuyor ortaya. Biri maddi dünyaya bağımlı, diğeri ise manevi dünyaya bağımlı bir hayat tarzını simgeliyor. Zen ise sadece birlikte olduğu anla kendini var ediyor. Ne inzivaya çekilin diyor, ne de kendinizi dünya işlerinde boğun diyor. Dengede kalın bu ikisinin arasında, her şeyi yaşayın ama kendinizi yaşadıklarınıza kaptırmayın. Kaptırmayın ki, tamamen net bir şekilde bu anı da yaşayabileseniz. Hız mı, zaman mı, çaba mı, arzu mu? Boşverin bunları, bir şey aramayın, bir şey beklemeyin. Bir şey ummayın. Bırakın, hayata bırakın. Kimseye, hiçbir şeye inanmayın. Güvenin, hayatın kendisine güvenin.
Tüm bunları öğrenirken, kitabı atmak istemeniz normal. "Öğreten hayatın kendisiyken, niye hala bunu okuyorum?" diye sormanız normal.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder