göethe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göethe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2013 Cuma

Faust - Goethe


Goethe'ye her zaman hayran olmuşumdur. Gerek çocukluktan beri okumam,gerek yaratıcı yeteneğine bakılırsa edebiyatından Tanrılarından olması, gerekse kullandığı dilin dönemini çağlar sonrasına aktarması... İşte Faust karakter olarak aslında Goethe'nin kendisi, yıllar boyunca süregelen yaşamının izlerinin toplandığı bir kahraman. Çok yüce bir eserin baş adamı. Kitap aslında bir roman olarak gözükse de farklı bir biçim ile, şiirsel bir dil ile (tiyatral olarak) yazılmış bir eser. Belki de bu sayede monologları ve diyalogları çok daha iyi hissedebiliyoruz. Dilin gücünü kıvamında tutuyor ve ruhu sindirerek veriyor.

Eserin Faust'tan sonraki en önemli kahramanı, şeytan yani yazılan adıyla Mephistofeles. Hatta bu iki kahraman da birbirinden ayrı tutulamıyor çünkü sürekli bir çatışma içerisindeler. Bu kahraman aslında Faust'un tüm değişimlerinin sebebi ve Faust'un kısmi anlamda akıl hocası olarak da kabul edilebilir. Faust bir bilim adamı olmasına rağmen inanç-bilim karmaşası etrafında sıkışıp kalıyor. İşte bu noktada Faust'un yazımının uzun yıllar boyunca sürdüğü ve bu süreçte Goethe'nin dinsel inanç anlamında da sürekli bunalımlara girip kendi tasavvufunu yaratması da Mephistofeles'in ortaya çıkışının bir sebebi. Farklı bir açıdan bakarsak Faust da kitapta Tanrı kavramına inanmayan biri ve Mephistofeles aslında Tanrı'nın kötü yanı olarak Faust'u hem Tanrı'ya çağırıyor hem de sonsuz hazzın kötülüğüne itiyor. Mephistofeles çoğu zaman Faust'un bastırılamayan bir güdüsü, yenişemediği iç sesi ve dostu bile olabiliyor. Özellikle Faust'un ölümsüzlük sevdası onu ölümsüz bir aşk yerine bitmeyen çaresizliklerinin devamlılığına sürüklüyor.

Kitapta 3. kişi yani Faust'un aşkı Margarete, Goethe'nin gençlik aşkı, şiirler yazdığı Maria von Wilhelm olarak da değerlendirilebilir. Hatta Goethe'nin Divanı'nda bu karakter doğu etkileriyle Züleyha olarak da geçer. Bu karakter de Faust'u aşkıyla bu dünyada tutmak ister ve Faust'un ilahi çerçevedeki düşüncesinde sonsuzluğa ulaşmasında yardımcı olur. Bir başka tarafı da Goethe ne zaman Mephistofeles ile çatışsa oradan Margarete çıkagelir ve Faust'u bir anda rahatlatır. Faust Mephistopeles'ten ne kadar uzaklaşırsa kendi içindeki aşkı bulur.

Roman hakkındaki bir diğer değerlendirme de şöyle olabilir. Goethe o dönemde İslamiyet'e aşırı derecede meraklanmış ve dinler felsefesi konusunda ilerledikçe Faust karakterini de geliştirmiş. Başka bir bağlamda bakarsak Faust artık Orta Çağ'ın Hristiyanlık anlayışından bıkmış ve kendini dinsizliğe itmiştir. Bu sebepten ötürü de Faust kendi inanç sisteminde bile kendini bir yere koyamamıştır. Yalnızdır, dışlanmıştır. Ama en önemlisi de, Faust bir dine inanmak için asla bir peygamber aramamıştır.