9 Şubat 2013 Cumartesi
Rubailer - Ömer Hayyam
Ömer Hayyam'ı anlamak bütün bir ömrünüzü yaşayıp en sonunda öldüğünüzde, neden öldüm demek gibi. O derece derin bir felsefede yazan bu insanın nasıl bu kadar kısa cümlelerle insanın içine işlediğini ve bir düşünce uçurumuna sürüklediğini anlamaktan öte hissetmek gerekiyor. Yani Hayyam şarapçı mıydı, gece hayatına çok mu düşkündü demek yerine, boyutlar arası dizelerine bugüne göre de bakabilmeyi bilmek gerek.
Hayyam'ın çok tartışılacak bir tarafı da yok aslında. Rubaileri kendi tasavvufi dünyasında oluşturdu ve İslamiyet'i farklı bir bakış açısında aldı. Hayyam belki de o günlerde İslamiyet'in erdemsel tavırlar içerisindeki değerini ortaya koymaya herkesten önce başlamıştı. İçkisini içerdi ama namazını da kılardı. Neyi nerede yaptığını bilirdi. Bu dünyanın geçiciliğini bir Yunus Emre kadar anlamıştı o da, o yüzden kendi tabiriyle bu 'dünya kerhanesinde,' bir şair ve kul olarak üstüne düşeni yaptı. Yapamadıysa da günahı boynuna.
Peki ne itti Hayyam'ı bu duruma derler hep. Hayyam dünyayı gönlünde yaşardı. Zekiydi, ne bir egosu vardı ne de kul hakkı yemişliği... Bir rivayete göre Hasan Sabbah ile Ömer Hayyam yakın arkadaştırlar. Sabbah'ın gücü elde etme isteğini bilen Hayyam ona şunu der : Bu insanlara bir cennet verebilirsen onları yönetebilirsin!
Bu cümle bile yeterinden fazla anlatıyor Hayyam'ı.
Hepimiz bir cennet uğruna cehennemde yanıyor değil miyiz ?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder