Bunlardan öte,
okurken kendimi sürekli bir labirentte buldum. Ama çok hain bir labirentti. Bir
yolu doğru sanıp sayfalarca gidebiliyor ardından eliniz boş dönüyordunuz.
Okurken aklınızdan geçen "acaba böyle mi olacak, ah yoksa şu mu
olacak?" teorilerinin hepsi bir anda tuzla buz oluyordu, günümüz
senaryolarının lafı bile edilemez bu eser karşısında. Beklenmedik bir sürü
macera yaşadım. Ernst ölmüş derken, birden yan odadan çıktı, hem de hiç
olmadığı birinin kılığıyla ve hiç bitmedi yalan dolanlar Bunburyistler. Hatta
bir süre sonra, bu yalanlar dolanlar hikayenin gerçekliğinin bir parçası oldu.
Ki işte o zaman kindleımı elimden bırakamadım yine geç saatlere kadar oturdum
ve kitabı bir solukta bitirdim.
"All women
become like their mothers. That is their tragedy. No man does. That's
his." Örneğin bu cümleler beni hem güldürdü hem de üzerine bir süre
düşündürdü. Kadınlarının annelerine benzemesi neden trajediydi? Tabii ki
olaylar dahilinde, büyük bir trajedi olacaktı. Fakat genel olarak, kaynanalar
hep bu kadar sorun muydu? Tabii bu kadar sığ bir zihinle yazılmamıştır bunlar.
Alıntının ilginç olan tarafı Erkeklerin annelerine benzememesi ise yine bir
trajedi. Kitap hakkında sezdiğim en güzel şey, Oscar Wilde'ın kendi cinsiyetini
kitapta bariz bir şekilde lanse etmemiş. Genel olarak iki cinsiyetin
davranışlarına gözlemci olarak yaklaşmış, bu davranışları diyaloglarda erittiği
açıklamalarla vermemiş. Oyunun keyfine keyif katmış. Ama bu alıntıda, sanki
kendi erkekliğine biraz dem vurmuş.
"The only way
to behave to a woman is to make love to her, if she is pretty, and to some one
else, if she is plain." Buna bayağı güldüm. Belki 'gerekli' olan davranış
bu değil tabii ama gerçek bu; ki tek ihtiyacımız da gerçek.
"It is awfully
har work doing nothing," "- This world is good enough for me. - Yes,
but are you good enough for it?" da diğer iki sevdiğim alıntı oldu. İlkine
zaten inanılmaz aşinayım. Bazen hepimize oluyordur, gerçi oblomovlar da yok
değil aramızda ama, hiçbir şey yapmamak çok sinir bozucu olabiliyor! Tabii bir
de dünyaya layık olma meselesi… Hangimiz iddia edebilir? Ben hayatımda tek bir
kişi tanıdım, o da Barış Abi dediğim bir bilgindi!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder