Hemen yanı başımızda
bulunan fakat bize her daim çok uzak gelen hayatlardan bahsediyor Metin Kaçan.
Farklı bir racon, farklı bir sohbet. Başta pek de bir anlam veremiyorsunuz,
fakat okudukça daha çok sardırtıyor kendini. Bahsedilen hayatlar birbirlerine perçinlenmiş,
fakat birbirlerine lagaluga yapmış insanlara ait.
Arap Sado, Ali Baba,
Gıli Gıli Salih, Reco, Tina, Tilki gibi bir sürü insanla tanıştım. Elbette,
derinlemesine işlenen karakterler değildi hiçbiri, fakat tek bir hareketi ile
gözünüzde canlandırabileceğiniz haldeydi. Kitap izlendiklerinden haberi olmayan
gerçek kişiler üzerineydi. "Erangi" bir "ayal" ögesi
karışmamıştı. Bunu mahallede sinsice cirit atan softaların şekilden şekile
girdiğini görmemle anladım.
Bu canlı karakterler
ve binlerce olay silsilesi bizi bir bitirimlerle omuz omuza gezdirirken, bir
yandan da kevaşelerin pezoların takıldığı cıvıl cıvıl barların önüne atıyordu.
Mahalle kavramına artık pek sıcak bakmayan, biz sözüm ona modern insanlar, bu
tahmin edilemez Kolera'ya, apış aralarını sıcak suyla yıkamayı iple çeken
cıvırlarına, gafticilerin kralına hayran kalıyor.
Bir süre sonra sıcak
yatağınızda okumanın keyif vermeyeceği bu roman, sizi türlü kelime oyunları,
türlü laf ebeliğiyle bir şeyler yapmaya itiyor. Çık! Ayrıl oradan! diyor.
Ama olmuyor be
civanım diyip ayrılmadım yatağımdan, okudum kitabımı sakin sakin, kendimi
bıraktım gündüz ışığının girmeye korktuğu kolera sokaklarına.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder