Yolculuklarda en sevdiğim şey şiir kitabı okumaktır, özellikle yanımda ufak bir defter ve yazan bir kalem varsa. Bu defa kendimin de pek alışık olmadığı bir şey yapıyorum. Hakkında hiçbir şey bilmediğim birinin daha önce hiç duymadığım bir kitabını okuyorum. Batur Münevver'in Şehvet Oratoryosu'nu okuyorum. Copy paste serisinde 'paylaşılmış.' Zira bu e kitap serisi kapağın arkasında şunu yazmıştır: "copy/paste yazarının kaleminden çıkmış ve hedef kitlesiyle zaten buluşmuş yazıların yeniden ambalajlanarak ticarileştirilmesi ahlakına karşı bir ahlakın ürünü. Bu metinleri istediğiniz gibi kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz."
Yazar notunda şehveti yaşama dönük yüzüyör yatay bir yolculuk ve hakikati ölüme çevrilen bakışlarıyla dikey bir yolculuk olarak değerlendiriyor. Tam bu esnada istanbuldan sembolik olarak ayrılıyorum. Etrafımdaki herkes tekirdağ yolcusu. Kapılar kapalı, esenler otogarından ayrıldık. Camdan dışarı bakınca İstanbula dair hakikat ortada. Sıkıl tıkış şehir, can sıkıcı trafik, saat sekizi bulduğu halde hala sabah başlayan vardiyası bitmemiş insanlar. Ve beton. Saf, temiz ölüm beton. Fakat aklımdaki İstanbul? Günlerdir gezindiğim yerler, boğaziçine inince esen rüzgar, modanın yolları, gece manzaraya nazır yapılan güzel sohbetler. Yukarıdan baktığın cıvıl cıvıl boğaz manzarası, şehveti en az sizi evine sürükleyen bir kız kadar hissettirir size.
Fakat yazarın notundan sonra kitap tamamen bambaşka bir boyuta giriyor. Bu boyutta 3 karakter var. Birbirlerine sesleniyorlar sürekli. Bu sesleniş fazlasıyla şiirsel, imgeler adeta havada uçuşuyor. İmgeleri anlamayı bir kenara bırakın herhangi birini yakalamak bile oldukça zor. Bu zorluk şiirlerden hiçbir şey eksiltmediği gibi onları daha da çok yapıyor. Sırf bu yüzden bu şiir kitabı bitmiyor. Bitemiyor. Bir ilham perisi olarak zihninizde, etrafınızda gezinmeye devam ediyor. Zamanı gelince sizi çağırıyor, o an için doğru kısmı buluyorsunuz. Bazen Ölü Hayvanlar Koro'sunda bir ses, bazen Kaybolon Küçük Kız, bazen de Ormancı'nın kendisi oluyorsunuz.
Yol boyunca zaman zaman hepsinde kendimi buldum. Ormancı'nın karşısında yiten kızı bulamadım.
Bu linkten kitaba ulaşabilirsiniz.
Fakat yazarın notundan sonra kitap tamamen bambaşka bir boyuta giriyor. Bu boyutta 3 karakter var. Birbirlerine sesleniyorlar sürekli. Bu sesleniş fazlasıyla şiirsel, imgeler adeta havada uçuşuyor. İmgeleri anlamayı bir kenara bırakın herhangi birini yakalamak bile oldukça zor. Bu zorluk şiirlerden hiçbir şey eksiltmediği gibi onları daha da çok yapıyor. Sırf bu yüzden bu şiir kitabı bitmiyor. Bitemiyor. Bir ilham perisi olarak zihninizde, etrafınızda gezinmeye devam ediyor. Zamanı gelince sizi çağırıyor, o an için doğru kısmı buluyorsunuz. Bazen Ölü Hayvanlar Koro'sunda bir ses, bazen Kaybolon Küçük Kız, bazen de Ormancı'nın kendisi oluyorsunuz.
Yol boyunca zaman zaman hepsinde kendimi buldum. Ormancı'nın karşısında yiten kızı bulamadım.
Bu linkten kitaba ulaşabilirsiniz.
sıkıntılı açmazları olan bir metin. sevmedim.
YanıtlaSilzor bir şiir olabilir,ben sevdim.
SilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilbelli ki batur münevver gibi cümleler kurmayı isteyip de kendi yazarlığından-şairliğinden utanan birileri onu karalama çabası içerisinde.yorumlar şaibeli ve art niyetli bence...
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSildestereyle kesilen kız şiir mi yazmış ki
YanıtlaSilburda chat mi yapılıyor
SilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil