22 Ocak 2013 Salı

The Importance of Being Earnest - Oscar Wilde


Oyunu okumaya başladığım ilk andan beri kafamdan sürekli onu canlandırmak, bir şekilde tiyatro dünyasına bu kitapla atılmak geçti. Yapabilsem aslında bir hayli hoş olurdu, çünkü okurken zevk aldığım ilk oyundu. Tabii, çevirisine de bakmak lazım. Oscar Wilde'ın toplumla ilgili yaptığı çıkarımlar, özellikle kadın erkek ilişkileri ve kadın ile erkeğin yeri hakkındaki çıkarımlar beni fazlasıyla güldürdü, şaşırttı.

Bunlardan öte, okurken kendimi sürekli bir labirentte buldum. Ama çok hain bir labirentti. Bir yolu doğru sanıp sayfalarca gidebiliyor ardından eliniz boş dönüyordunuz. Okurken aklınızdan geçen "acaba böyle mi olacak, ah yoksa şu mu olacak?" teorilerinin hepsi bir anda tuzla buz oluyordu, günümüz senaryolarının lafı bile edilemez bu eser karşısında. Beklenmedik bir sürü macera yaşadım. Ernst ölmüş derken, birden yan odadan çıktı, hem de hiç olmadığı birinin kılığıyla ve hiç bitmedi yalan dolanlar Bunburyistler. Hatta bir süre sonra, bu yalanlar dolanlar hikayenin gerçekliğinin bir parçası oldu. Ki işte o zaman kindleımı elimden bırakamadım yine geç saatlere kadar oturdum ve kitabı bir solukta bitirdim.

"All women become like their mothers. That is their tragedy. No man does. That's his." Örneğin bu cümleler beni hem güldürdü hem de üzerine bir süre düşündürdü. Kadınlarının annelerine benzemesi neden trajediydi? Tabii ki olaylar dahilinde, büyük bir trajedi olacaktı. Fakat genel olarak, kaynanalar hep bu kadar sorun muydu? Tabii bu kadar sığ bir zihinle yazılmamıştır bunlar. Alıntının ilginç olan tarafı Erkeklerin annelerine benzememesi ise yine bir trajedi. Kitap hakkında sezdiğim en güzel şey, Oscar Wilde'ın kendi cinsiyetini kitapta bariz bir şekilde lanse etmemiş. Genel olarak iki cinsiyetin davranışlarına gözlemci olarak yaklaşmış, bu davranışları diyaloglarda erittiği açıklamalarla vermemiş. Oyunun keyfine keyif katmış. Ama bu alıntıda, sanki kendi erkekliğine biraz dem vurmuş.

"The only way to behave to a woman is to make love to her, if she is pretty, and to some one else, if she is plain." Buna bayağı güldüm. Belki 'gerekli' olan davranış bu değil tabii ama gerçek bu; ki tek ihtiyacımız da gerçek.

"It is awfully har work doing nothing," "- This world is good enough for me. - Yes, but are you good enough for it?" da diğer iki sevdiğim alıntı oldu. İlkine zaten inanılmaz aşinayım. Bazen hepimize oluyordur, gerçi oblomovlar da yok değil aramızda ama, hiçbir şey yapmamak çok sinir bozucu olabiliyor! Tabii bir de dünyaya layık olma meselesi… Hangimiz iddia edebilir? Ben hayatımda tek bir kişi tanıdım, o da Barış Abi dediğim bir bilgindi! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder